Bir zamanların en verimli bağların, bostanların
ve meyve veren ve vermeyen ağaçların dolu olduğu bahçelerin
arasından, Kınalı`ya bakan sessiz ve güzel yokuşun ortasında temeli
bulunmaktadır.
Karipi manastırının ilk inşaa tarihi
tam olarak bilinmemektedir. İlk olarak Meletios, 1728
yılında –ve biraz belirsiz- adaları tasvir ederken “dört en
büyükte, ki sadece bunlarda ikamet ediliyor, manastırlar
bulunmaktadır” demektedir. Daha sonraları Senior
Momars Burgazada’dan sözederken “bir manastır ile kuru bir ada”
tabii ki Garipi’den bahsediyor çünkü biraz aşağılarda “biraz yüksek
tepesinde bir ıssız kilise ayazmasıyla Hz. İsa adını taşımakta”
demektedir.
Karipi sıfatının anlamını Hasiotis, Skarlato
Vizandio’nun düşüncesine katılmaktadır , bu sıfat fakir anlamı olan
arapça kelime “garip” ten gelmektedir. Aynı zamanda Garipi adını
taşıyan meşhur kuyunun lakabı olabileceği hipotezini de
eklemektedir.
Birinci Dünya Savaşı’ndan biraz sonra 1919 ile 1920
yılları arasında Karipi manastırına ait binalar Bolşeviklerden
kovulmuş olan Beyaz Ruslar’a sığınak olmuştu.
O zamanlarda, ihmalkarlıktan
manastırın bütün doğu kısmı yanmıştı. Yangını Kınalıada’da polislik
yapan Amerikalılar bir itfaiye gemisi ile manastırın denize bakan
yanına doğru gelerek ve Burgazlılar’ın ilk defa gördükleri bu
manzarayı seyrederlerken söndürmüşlerdi. Aynı zamanda Burgazlılar Ay
Yani’nin tulumbasıyla manastırın diğer bölümünü ıslatarak
kurtarmışlardı.
Eski çardağın bulunduğu yerde, küçük düzlükte,
yanıkların yanında çadırlar kurulmuş ve Burgazada’nın bayanları
soğukta ve yağmurda evsiz kalan mültecilere yemek ve bakım
sağlamışlardı.Bahçesinde mermerden yapılmış dikilitaş şeklinde
kimliği belli olmayan bir mezar ve üç değişik boyda metalden
yapılmış çanları ve kilisenin alt kısmında denizcilerin koruyucusu
olarak adlandırılan Aya Nikola Ayazması bulunmaktadır.
Manastır
17/08/1999’da depremden dolayı hasar görmüş, 2004 yılında
restorasyonu yapılmış ve 2005 yılı Haziran ayından itibaren ibadete
açılmıştır.